Günümüz şartları ve gelişen teknoloji ile hayatımızın pek çok alanında değişiklikler oluyor. Birçok insan ve firma da bu değişimlere ayak uydurmaya çalışıyor. Bu değişimlerden biri de çalışma alanları…

Geleneksel çalışma alanlarının yerini artık daha modern, daha minimalist ve daha insan odaklı alanlar almış durumda. Yapılan her tasarım, üretilen her fikir, günümüz şartlarında insanların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik
daha rasyonel çözümler sunuyor. Ünlü mimar Louis Sullivan’ın “Form fonksiyonu izler.” felsefesinden yola çıkılarak yapılan tasarımlarda, kullanışlı mekanlar ve işlevsel çözümler artık daha da ön planda yer alıyor. Bu çözümler için de daha kullanışlı mobilyalara ihtiyaç duyuluyor. Yapılan her tasarım, insan ergonomisi ve anatomisinden yola çıkılarak yapılır. Bir ürün veya bir mekan tasarlarken öncelik her zaman insandır ve insanların kullanış rahatlığıdır.

Çoklu çalışma alanlarında da işlevsel, sade ve verimli bir çalışma ortamı yaratırken artık yeni bir belirleyici kriterimiz var: Covid-19. Son zamanlarda dünyayı etkisi altına alan ve insanların birçok alanda yaşama ve çalışma imkanını kısıtlayan büyük bir sorun. “Sosyal mesafe” kavramı artık hayatımızın her yerinde. Bu yüzden tasarımlarımızı yaparken “Önce İnsan! Önce sağlık!” felsefesinden yola çıkıyoruz ve çalışma alanlarını tasarlarken hem belli bir düzen içinde olmasını, hem sosyal mesafe kavramını, hem de işlevselliği göz önünde
bulunduruyoruz.

Çoklu çalışma alanları, hücre düzenine sahip ofislerden farklı olarak, bölücü elemanların kaldırılarak “açık mekan (open space)” yaratma fikri ile ortaya çıkar. Geçiş niteliğinde olan bu ofis düzeninde, koridorlar da çalışma alanına dahil edilerek bir çalışma ortamı oluşturulur ve bu sayede ekip çalışması, çalışanlar arasında iletişim, verimli ve üretken bir çalışma sistemi daha da imkanlı bir hale gelir. Bu tür bir çalışma alanında kullanılacak masalar, kitaplıklar, dosyalama ve depolama üniteleri, çoklu çalışma alanı içindeki bireysel çalışma alanını ayırmada kullanılırken, hem iç mekanın esnekliğini sağlar hem de estetik bir görüntü ile işlevsel bir mekan ortaya çıkarmaya olanak sağlar.

Mies Van Der Rohe’un “Az, çoktur.” sözü, bize bu konuda yol göstermektedir aslında. Mekanların sade, yalın ve görüntü kalabalığından uzak, sadece ihtiyaçlara cevap verecek şekilde tasarlanması, yaşam alanlarında ve çalışma alanlarında bizlere daha ferah bir ortam sunarken, huzurlu, verimli ve stresten uzak olmamıza da olanak sağlar. Bu felsefeyi uygularken, şunu da unutmamak gerekir:

“Tanrı (güzellik), detaylarda gizlidir.” – Mies Van Der Rohe.
Ve bizce en güzel detay “insan”dır.

Alper ÇİLCE
Mimar / İç Mekan Tasarımcı

Kategoriler: Genel

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir