Mekansal kurguyu doğru bir şekilde oluşturmayı dert edinen her tasarımcı, projesine ve koşullarına göre en iyi tasarımı ortaya koymak ister. Bu da tasarımları, ele alış biçimleriyle birbirinden farklı kılar. Fakat onları ortak noktada birleştiren şudur ki; iyi bir tasarımcı her zaman kaliteli bir mekan ortaya çıkarmak ister. Bu bağlamda da tasarım kurgusunun en önemli mekânsal girdilerden ve ögelerinden birinin gün ışığı olduğunu söyleyebiliriz.

Gün ışığı mimarinin sadece en önemli tasarım ögesinden biri değil aynı zamanda mekanın dili veya mekanın oluşturmak istediği mesajın aracı, bazen de karakteri olabilir. Tasarıma doğru bir kurgu ile davet edilen gün ışığı, mekânsal kaliteyi arttırarak, insan ve doğa bütünlüğünü sağlar. Bunların olabilmesi için mimarın tasarımının daha erken evrelerinde “gün ışığı” faktörünü kullanması ve içselleştirmesi gerekmektedir. Bu durumda doğal ışığın tasarım ögesi bakımında ele alındığında kütle ve cephe tasarımının da kilit rol oynadığını da ekleyebiliriz.

Hem yapının oluşma evresinde hem de iç mekan tasarımlarında birlikte düşünülen gün ışığı faktörü, tasarıma kuşkusuz büyük katkılar sağlar. Her şeyden önce enerji etkinliği önceden düşünülmüş tasarımlar sürdürülebilirliğiyle tasarımda önemli bir rol oynar.

Doğal ışığın mimariye olan katkısı birçok bakımdan incelenebilinir. “Anlam” bakımından incelendiğinde; doğal ışığın doğru kurguda oluşturulduğunda yapılara olan anlam katkısı için, psikolojik açıdan depresif etkileri yok edebileceği sonucuna varabiliriz. “Biçim” olarak incelediğimizde, doğal ışığın mimari biçimleri tanımlattığını söyleyebiliriz. Mimarın, bina formlarında biçimlerinin doğal ışığa göre tasarlandığı birçok örneği bu kategoride değerlendirebiliriz. Doğal ışık yardımı ile bir mekanı tek parça gösterebilir veya parçalayabiliriz. Gün ışığının “Değişkenlik” unsuru ile mekanda ışığın değişen rengi, pozisyonu veya açısı ile mekan dilinin oluşumuna katkıda bulunabiliriz. Farklı saat dilimlerinde değişen gün ışığı yoğunlukları ve açıları ile ortamdaki insanlara bir görsel şölen yaşatabiliriz. Doğal ışığın bir diğer katkı unsuru “Kullanıcıya Etki”dir. Kullanıcının vücut ritmi düzenlenir, D vitamini ilişkisi kurulur, mevsimsel duygulanım ve uyku düzeni bozukluklarına iyileştirici etki sağlar. İnsan performansına olan katkılarının yanı sıra tasarımda doğru kullanılan gün ışığının “Doğal Kaynak” unsuru bakımından katkısı incelendiğinde; ekosisteme saygı, sera gazı yayılımı ve her şeyden önce geri dönüşüm ve atık yönetimi ile ilgili oluşan sıkıntıları aza indirgediği söylenebilinir. Bütün bu katkılar bir arada olduğunda bütünleşik bir mekan kalitesinden bahsetmeye başlayabiliriz.

Bir başka açıdan; gün ışığı, tasarımın diğer ilkeleriyle birlikte mekan kalitesine katkıda bulunurken mekânsal konfor şartlarını da oldukça arttırır. Mekansal konfor şartları artmış, insan sağlığı ve aktiviteleri desteklenmiş dinamik mekanlarda çalışmak da verimliliği ve üretkenliği arttırır. Bu bakımdan doğru doğal ışık kurgusu ile tasarlanmış ofislerde çalışanlarda belirgin farklar görülmektedir.

Gün ışığının insan performansını arttırdığı kanıtlanmış bir gerçektir. Bunun yanı sıra psikolojik konfor ve çalışma niteliğinin artması ofislere de büyük katkılar sağlamaktadır. Question and Retain’in araştırmalarına göre fiziksel çalışma ortamının genel olarak çalışanların memnuniyet düzeylerini yükseltmede rol oynadığı görülmektedir. Çalışanların %85’i iş yeri tasarımının önemli olduğunu belirtirken, %56,7’si iş yeri tasarımlarının üretken çalışabilmelerini sağladığını düşünüyor. Bütün bunlara bakıldığında bir ofiste çalışanların refahı, katılımı, üretkenliği ve verimliliği için gün ışığının mekanda doğru kurgusu gereklidir. Olması gereken ölçülerde ve sağlıklı bir entegrasyon ile doğal ışıklı bir ofis, genel refahı olumlu etkileyerek tüm çalışanlara huzurlu bir atmosfer sağlar.

Bir başka iş yeri araştırması, ofiste gün ışını daha iyi alan bölümlerde oturan çalışanların işe gitme olasılığının daha fazla olduğunu ortaya koydu. Ofis refahı ile doğal ışık miktarı arasında bir korelasyon olduğunu söyleyebiliriz. Ancak doğal ışık tasarımda uygun olmayan şekilde kullanıldığında ise görüş alanını engellemekte, enerji tüketimi artmakta ve yüksek miktardaki enerji, konforsuz çevre koşullarına neden olmaktadır. Bunlarla birlikte doğru doğal ışık kurgusuna sahip bir ofis aynı zamanda doğru ölçülerle desteklenmiş yapay aydınlatma ile birlikte tasarlandığında verimi en yüksek düzeyde, çalışanlarına katkısı en iyi şekilde olan bir iş yeri olacaktır. Her tasarım ögesi gibi gün ışığının da doğru kullanım ve kurguda amaca hizmet ettiği sonucuna varabiliriz.

Peki biz mimarlar mekanda gün ışığı katkısının parametrelerini anlamak için neler yapıyoruz? En temel olan çalışmalardan biri ölçekli maketler, bilgisayar programları ve analitik formüllerdir. Tüm bu söylemlerden sonra gün ışığının zamansız bir teknoloji ve bağlam unsuru olduğunu açıkça söyleyebiliriz.

İçinde barınmaya, çalışmaya, yaşamaya çalıştığımız bu mekanlar için aslında bu söz en güzel özettir;

“Mimarlık ışıkta bir araya getirilmiş kütlelerin ustaca, doğru ve muhteşem oyunudur.”

Le Corbusier

Mimar Dilara Çetin

Kategoriler: Genel

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir