Mimaride tasarım, tasarımcının hayal etmesiyle başlayan bir serüvendir. Bu yolculuğun hiçbir evresinde mimar tek başına değildir. Tek başına tasarımını kurgulamaya başladığı noktada, işin içine kullanıcının ihtiyaçları, istekleri ve projesinin koşullarının girdiği bir yolculuk başlamış demektir. Bu aşamadan sonra tasarımcı artık kurguladığı ve hayal ettiği her şeyi karşısındakine anlatabiliyor olmalıdır. Bunun en güzel yolu tasarımda eskizdir. Buna tasarımda tahayyülün tasviri de diyebiliriz. Düşünceyi en iyi ifade etme yöntemlerinden biri olan eskiz, bir tasarımcının kağıt üzerine aldığı en güzel notlarıdır. Bu resimsel akıl yürütme becerisinin mimara katkısı kuşkusuz çok büyüktür. Eskizin tasarımcıya en büyük katkılarından biri mimarın tasarımını kullanıcısına ve üreticisine anlatmak istediği tüm detayları şeffaf ifadelerle birlikte aktarabilmesidir. Bu sayede üretici veya kullanıcı tasarımı en rahat şekilde anlar ve kafasında oluşabilecek soru işaretlerine eskizin diliyle birlikte cevap bulur. Tasarımcı ile kullanıcının arasında kurulan bu bağda eskizin rolü bu yüzden çok büyüktür. Kullanıcı eskiz sayesinde kurguladığı tasarımı anlar ve kolayca özümser.

Tasarımcının karşısındakine yaptığı bu aktarımın yanında, eskiz; mimar ile tasarımını da bağlayan bir birleştiricidir. Tasarımcı, kendi eskizleri sayesinde düşüncesini geliştirir ve bununla birlikte de kalem kağıdın zemininde tasarımının gelişimine katkıda bulunur. Bir tasarım eskizle birlikte sadece gelişmez, aynı zamanda eskiz; tasarım kurgularının ve sürecin kayıt altında olması için de iyi bir araçtır. Aynı zamanda eskiz, tasarım dilinin nasıl bir tarza sahip olduğunu gösteren de en güzel araçtır. Her tasarımcının yaratıcılıkta ayrı bir dili olduğu gibi kağıt üzerindeki oluşturduğu çizimlerde de kendi stili ve çizgisi oluşur. Bu da eskizde farklılığı ortaya koyar. Bu sayede eskiz, tasarımcının kendisine özgü bir üslup, dil ve teknik geliştirmesini sağlar. Ortak bir dil sistemine dayandırılmadığı için tasarımcıyı hem özgür hem de özgün kılan en güzel yöntemdir. Eskiz sayesinde tasarımcı kendi tasarımıyla tanışır ve iç dünyasına bakma hatta tasarımda yaratmak istediği kurguyu daha iyi tanıma imkanı bulur.

Serbest el-beyin koordinasyonunu gelişmiş olan bir tasarımcının elinden çıkan eskizler tasarıma yaptığı katkılarla birlikte sonuçları daha kaliteli ve ön görülebilir kılar. Çünkü her tasarım düşünce ile başlar ve bu başlangıçta soyut bir ifade ile şekillenmeye çalışır. Fakat sonraki aşamalarda somutluğa ihtiyaç duyulur. Gelişmiş eskiz becerisi ile tasarımın her evresinde, zihindeki fikirlerin, detayların eskiz ile somutlaştırılarak kağıda aktarılması tasarımcıya, tasarıma ve kullanıcıya çok büyük bir kolaylık sağlar.

Birçok tasarımcı ve mimar tasarımlarının çoğu evresinde görsel not tutma aracı olan eskiz ile birlikte kendilerine arşiv oluşturmuşlardır. Bu arşivler aynı zamanda sadece bizler için değil tasarımcılar için de güzel birer kaynak olmuştur. Mimar, cebinde gezdiği eskiz defteriyle kendine çevresi hakkında notlar alarak bir kaynak oluşturabilir. Modernizmin ikonu Le Corbusier, etkilendiği her şeyi kaydettiği bir eskiz defteriyle yolculuk ederdi. Binaları dans ettiren Frank Gehry, strüktüre ve kaliteye verdiği önemle mimarlık dünyasında yer edinmiş Norman Foster, ışığın ve sadeliğin mimarı Tadao Ando ve niceleri gibi birçok dünyaca ünlü mimarın eskizleri mimarlık dünyasına birer mirastır.

Mimarlar için, tasarım eskizleri ve anı eskizleri olmak üzere kabaca iki ayrı eskiz tutma alışkanlığı vardır. Anı eskizleri, bir yeri veya mekanı çok beğendiğimizde, gezdiğimiz ülkelerde merak uyandıran mimari ile karşılaştığımızda oluşan duyguları ve anıları kaydetmek amacı ile çizilen eskizlerdir. Tasarım eskizleri ise tasarım yapılacak çevrenin analiz eskizleri, oluşan fikirlerle ilgili kurgu eskizleri veya mimari çözümler diye ifade edilebilir. Dünya mimarlığında ve Türk mimarlığında örnekleri bolca bulunan eskiz arşivlerinde Türk mimarlardan en güzel örnek Sedat Hakkı Eldem’dir. Sedat Hakkı Eldem’in bizlere bıraktığı eskizler mimarlık tarihimizin en güzel arşivlerinden biridir.

Mimarın günlüğü olan eskiz defteri sadece tasarım aşamasında tasarımı geliştirmeyi değil, aynı zamanda mimara alıştırma ve düşünme egzersizi yapmayı da sağlar. Bunun en güzel örneği Zaha Hadid’in yaptığı egzersiz çalışmalarıdır. Bu egzersizlerin Zaha Hadid’in yaratıcı mimarlık dünyasına katkıda bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Çekilen fotoğraflar ve yazılı anlatımlar bir tasarıma veya mimari projeye çok büyük katkılar sağlayabilir. Fakat hiçbiri düşünen beynin elinden çıkmış çizimlerin yerini aynı değerde tutamaz. Le Corbusier’in de söylediği gibi “Fotoğraf makineleri görmeyi engeller.” Sadece bakmak değil görebilmek dileğiyle…

Dilara Çetin Mimar

Kategoriler: Genel

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir